Manyetik Kireç Önleyici 2 inç

Manyetik Kireç Önleyici 2 inç Akua Manyetik Kireç Önleyici

Türkiye'nin her Yerine Servisimiz Vardır.

Mesai Saatlerimiz İçerisinde Bize Aşağıdaki Numaradan Ulaşabilirsiniz.

0850 425 25 58


Genel Bilgiler


SUDAKİ KİRECİN KAYNAĞI


Sadece insanlar için değil, bitkiler ve hayvanlar için de bir hayat kaynağı olan su, 

yeryüzü ile atmosfer arasında su çevrimi adı verilen bir devri daimle sürekli olarak dolaşır durur.


Okyanuslar, denizler, göller ve akarsulardan, hatta toprak yüzeylerinden buharlaşan su atmosfere yükselir. 

Su, atmosfere doğru yükselirken içerisindeki her türlü kirleticilerden arınır ve saf hâle gelir.


Yağmur olarak atmosferden yeryüzüne doğru ilerleyen su atmosferde mevcut karbondioksit ve oksijenle 

temas ederek karbondioksit ve oksijeni çözer. Karbondioksit ve oksijence zenginleşir.


Karbondioksitle zenginleşerek yeryüzüne ulaşan yağmur suları birer kireç tuzu olan 

kalsiyum veya magnezyum karbonat, ya da kalsiyum veya magnezyum sülfatla temas ettiğinde, 

içerdiği karbondioksit sayesinde kireç tuzlarını çözer. Yer kabuğunda temas edilen kireç 

tuzlarının türüne bağlı olarak kalsiyum veya magnezyum bikarbonatlar ya da sülfatlar oluşur.


Sularda çözünen kalsiyum veya magnezyum karbonat, ya da kalsiyum veya magnezyum sülfat miktarı; 

sudaki karbondioksit miktarına ve suyun temas ettiği yer kabuğunun yapısına göre değişir. 

Çözülen kireç tuzlarının türü ve miktarına bağlı olarak suyun özelliği de çıktığı yere ve zamana göre değişir.


Kalsiyum ve magnezyum bikarbonatlar, kararlı olan bileşikler olmayıp, su sıcaklığına bağlı olarak 

karbondioksitin kolaylıkla sudan ayrılması sonucu halk arasında “kireç” olarak bilinen 

kalsiyum veya magnezyum karbonatlara dönüşür. Borularda tesisatlarda ve su kullanılan bütün cihazlarda 

zamanla oluşan kirecin esas kaynağı, suda çözünmüş olarak bulunan kalsiyum ve magnezyum 

bikarbonatların karbonatlara dönüşmesidir.


Sudaki kirecin doğada çökelmesi sonucu Pamukkale gibi doğa harikaları oluşurken, 

tesisat ve makinalarda çökelmesi sonucu kireçtaşı tabakaları oluşmakta, bu ise önemli sorunlara neden olmaktadır.



SU SERTLİĞİ VE SERTLİK DERECELERİ


 

Su sertliği, suda kalsiyum ve magnezyum bikarbonat ile sülfat bileşiklerinin bulunması olarak tarif edilir. 

Söz konusu kalsiyum ve magnezyum bileşikleri kireç tuzları olarak bilinir.


Suyun sertliği, içerdiği kireç tuzlarının miktarlarına göre değişir. 

Bu bakımdan su, ne kadar az miktarda kireç tuzu içeriyorsa o kadar yumuşak, ne kadar fazla miktarda kireç tuzu içeriyorsa o kadar serttir.


Su sertliğini ifade etmek üzere değişik sertlik dereceleri tarif edilmiştir. 

Bu amaçla yaygın olarak kullanılan sertlik dereceleri Fransız ve Alman sertlik dereceleridir. 

Fransız sertliği litrede 10 mg CaCO3, Alman sertliği ise litrede 10 mg CaO içeren suyun sertliği olarak tanımlanmıştır.



Suyun Sertliği Sertlik Değerleri

Fransız Sertliği Alman Sertliği

Çok Yumuşak 0 - 7 0 - 4

Yumuşak 7 - 14 4 - 8

Hafif Sert 14 - 22 8 - 12

Sert 22 - 32 12 - 18

Çok Sert > 32 > 18


Suların kaynatılması sonucu giderilebilen sertliğe geçici sertlik kaynatmakla giderilemeyen sertliği ise kalıcı sertlik denir.


Karbonat sertliği olarak da adlandırılan kalıcı sertlik, sulardaki kalsiyum ve magnezyum bikarbonatlardan kaynaklanır. 

Sülfat sertliği olarak bilinen kalıcı sertliğe ise kalsiyum ve magnezyum klorür veya sülfatlar sebep olur. 

Geçici ve kalıcı sertlik toplamı toplam sertlik olarak adlandırılır.


Ülkemizdeki sular genelde orta seviyelerde kireç içerir. Yandaki haritada da görüldüğü gibi bazı illerde sular az 

kireçli iken bazı illerde ise çok kireçlidir. Bununla birlikte, sudaki kireç il sınırları içerisinde yöreden yöreye 

değişiklikler gösterebilmektedir.

 

Su içerisinde çözünmüş olarak

bulunan kireç tuzlarının suya kazandırdığı özelliğe sertlik denir.


Kalsiyum ve magnezyum bikarbonatların oluşturduğu sertlik geçici sertlik, 

kalsiyum veya magnezyum sülfatların oluşturduğu sertlik ise kalıcı sertlik olarak bilinir.


Geçici ve kalıcı sertliğin toplamı, toplam sertlik olarak adlandırılır.




Çok Kireçli Kireçli Az Kireçli



Suların sertliği yöreden yöreye değiştiği gibi aynı yörede yerine ve

mevsimlere göre de değişiklik gösterebilir.


Su sertliğinin yöreye ve zamana göre değişiklik göstermesi, kirece karşı sürekli dikkatli davranmayı gerektirir.


Zira suda kireç oranı az da olsa şartlar gereği

kireç oluşabilir.

 


KİREÇ ÖNLEME SİSTEMLERİ


Suda çözünmüş olan kalsiyum ve magnezyum bikarbonatların karbonatlara dönüşmesi, 

değişik yöntemlerle önlenerek tesisat ve makinalarda kireç oluşumunun önünegeçilebilir.


Bu amaçla günümüzde kullanılan yöntemler, reçine sistemleri veya iyon değiştirme sistemleri 

olarak da bilinen kimyasal su yumuşatma sistemleri ile inhibitörler ve son teknoloji olarak da manyetik kireç önleme sistemleridir.


 


KİMYASAL SU YUMUŞATMA SİSTEMLERİ


Katı parçacık ve pislik tutma amaçlı karbon filtre, suyun iyon dengesini ayarlama amaçlı tuz (sodyum klorür) 

tankı ve iyon değiştirici reçine tankından oluşan kimyasal su yumuşatma sistemleri, reçine yardımıyla 

kalsiyum veya magnezyum bikarbonatları sodyum bikarbonata dönüştürmeye dayalı olarak çalışırlar.


Sodyum bikarbonat, suda her sıcaklıkta çözünen bir bileşiktir. Bu sebeple oluşturulduğunda suda çözünmüş olarak kalır 

ve bu şekilde de kireç oluşumu da önlenmiş olur.


Kimyasal su yumuşatma sistemleri, kapasiteleri ve özelliklerine göre değişen sabit yatırım tutarları yanında 

sürekli olarak tuz kullanımını gerektirmesi ve ömürlerini doldurduklarında karbon filtre ve reçinelerin de 

yenilenmelerini gerektirdiği için işletme gideri olan sistemlerdir.


Sistemlerde kullanılması gerekli tuz miktarı ile karbon filtre ve reçinelerin yenilenme süreleri, 

koruma sağlanan tesisattaki suyun debisine ve sudaki kireç miktarına bağlı olarak değişir. 

Bu sebeple, işletme giderleri de suyun debisi ve kireç miktarı ile paralellik arz eder.


Kimyasal su yumuşatma sistemlerinin verimlilikleri genellikle % 80 civarında olup, 

zamanla verimliliklerinde önemli oranlarda düşüşler meydana gelebilir.

 

Kimyasal su yumuşatma sistemleri, reçinedeki sodyumkatyonlarının kirecin kalsiyum veya 

magnezyum katyonları ile değişmesi ile işlev görür.

CaCO3  + Na-R Na2CO3 + Ca-R

İyon değişimi sonucu kalsiyum veya magnezyum bikarbonatlar sodyum karbonata dönüşür.


Kimyasal su yumuşatma sistemlerinde suyun iyon dengesini sağlamak amacıyla sürekli 

olarak tuz (NaCl) kullanılması gerekir. Tuz sarfiyatı, kullanılan su miktarına ve sertliğine 

bağlı olarak yılda binlerle ifade edilen tonlara ulaşabilir.

Bu aynı zamanda yılda binlerce Türk Lirası masraf demektir. 

Ayrıca, karbon filtre ve reçinenin de ekonomik ömürlerini tamamladıkları zaman yenilenmeleri gerekir.



Kimyasal su yumuşatma sistemleri sürekli olarak tuz tedarik edilmesini depolanmasını, tuz tankında tuz azaldığında tuz ilavesini gerektirir.

Tam otomatik sistemlerde bile

söz konusu işlemleri bir personelin yapması gerekir. Bu sebeple kimyasal su yumuşatma sistemleri personel istihdamı gerektirirler

 


 

İNHİBİTÖRLER (ÖZEL AMAÇLI KİMYASAL MADDELER)


İnhibitörler, kimyasal su yumuşatma sistemlerinde reçinenin işlevine benzer olarak kalsiyum ve magnezyum bikarbonatları

 değişik kimyasal bileşiklere çevirerek suda kireç oluşumunu önleyen değişik kimyasal bileşiklerdir.


İnhibitör olarak yaygın bir şekilde kullanılan kimyasal maddeler polifosfatlar, fosfonatlar ve organik polimerlerdir. 

Söz konusu inhibitörlerin dışında hidroklorik asit vb. gibi anorganik asitler, bikarbonatlar da inhibitör olarak kullanılmaktadır.


İnhibitör, suda kireç kristali gelişimi için gerekli olan yüzeyleri kapatarak, oluşmuş kireç kristallerini yüzeylerinde 

tutarak veya bikarbonatlarla tepkimeye girerek bikarbonatların karbonatlara dönüşmesini ve çökelerek kireç oluşturmasını engeller.


İnhibitörlerin koruma sağlanan tesisattaki suyun debisi ve kireç miktarına bağlı olarak değişen miktarlarda ve sürekli olarak kullanılması gerekir.


Değişik kimyasal maddelerden oluşan inhibitörlerin suda kireç oluşumunu önleme amacıyla kullanılması, 

tesisat ve cihazlarda koruma sağlarken çevreye de olumsuz etkileri söz konusudur.





MANYETİK KİREÇ ÖNLEYİCİ CİHAZLAR


Manyetik kireç önleyici cihazlar, değişik özelliklere sahip sabit mıknatıslardan oluşur.


Manyetik kireç önleyici cihazlar, mıknatısların oluşturdukları manyetik alan içerisinden geçen suyun bazı fiziksel 

özelliklerini değiştirmesine dayalı olarak çalışırlar.


Manyetik kireç önleyici cihazları, suda meydana gelen fiziksel özellik değişimlerinden kirecin kristal, 

yani geometrik yapısının değişmesi ile sudaki minerallerin yüzey yüklerinin değişmesi işlevsel kılmaktadır.


Bilindiği gibi su, ağırlıklı olarak kalsiyum bikarbonat içermekte magnezyum bikarbonat ise çok az miktarda bulunmaktadır. 

Bu sebeple, kireç oluşumuna ağırlıklı olarak kalsiyum bikarbonatın kalsiyum karbonata dönüşmesi neden olmaktadır.

 



İnhibitörler sudaki kireç ile tepkimeye girerek farklı bileşikler oluşturur.


Kullanılması gereken inhibitör miktarı kullanılan su miktarına ve sudaki kirece bağlı olarak değişir.


Tesisatı kirece karşı sürekli olarak koruma açısından inhibitörleri devamlı kullanmak gerekir


Manyetik kireç önleyici cihazlar,

yüksek manyetik akı yoğunluklarına sahip sabit mıknatıslardan oluşurlar.


Sabit mıknatıslar,

oluşturdukları güçlü manyetik alanlar nedeniyle suda bazı fiziksel değişikliklere sebep olurlar.


Manyetik kireç önleyici cihazları, manyetik alanın etkisi ile su içerisindeki kirecin kristal yapısının değişmesi işlevsel kılar.


Manyetik kireç önleyici cihazlar, kireci önlemek için herhangi bir kimyasal madde kullanılmadığı için çevre dostudurlar.


Manyetik kireç önleyici cihazlarda manyetik alan, elektrikle değil sabit mıknatıslarla oluşturulduğu için elektrik sarfiyatları yoktur.

 



KALSİYUM KARBONAT KRİSTALLERİ KALSİT, ARAGONİT VE VATERİT


Tesisat ve cihazlarda sorunlara neden olan ve halk arasında sadece kireç olarak bilinen kalsiyum karbonatın kalsit, 

aragonit ve vaterit olarak üç ayrı kristali mevcuttur.


Kalsit, kaynak sularından şebeke sularına kadar bütün sularda ağırlıklı olarak bulunan kalsiyum karbonat kristalidir. 

Sulardaki kalsiyum karbonatın % 50-80'i kalsitten oluşur. Aragonit, daha az miktarlarda bulunur ve % (15-45) arasında 

değişen oranı ile kalsitten sonra ye alır. Vaterit ise sularda az miktarlarda (% 5) bulunan bir kristaldir.


KALSİT


Kalsit; düşük sıcaklıklarda (ortam sıcaklığında) çok az, orta ve yüksek sıcaklıklarda ise tamamen çökelerek kabuk şeklinde sert kireç tabakası oluşturan bir kristaldir.


Kalsitin çökelmesi ile oluşan kireç, sadece metal yüzeylerine değil, plastik veya cam yüzeylerine de kolaylıkla yapışır ve sert tabakalar oluşturur. 

Suda mevcut diğer minerallerin de birlikte çökmesi sonucu kayaç sertliğinde kireç tabakaları oluşabilir.


ARAGONİT


Aragonit, daha yüksek sıcaklıklarda çökelerek küçük tanecikler halinde oldukça yumuşak kireç oluşturan bir kalsiyum karbonat kristalidir.


Aragonitin çökelmesi sonucu oluşan kireç, tesisat veya boru çeperlerine yapışmaz, su içerisinde asılı olarak kalır ve açık sistemlerde su 

ile taşınarak son noktada tesisattan dışarı atılır, kapalı sistemlerde ise depolarda su içerisinde birikir.


Aragonit çökeleği, uzun süre su içerisinde kaldığında çeperlere hafif bir yapışma meydana gelebilir. 

Bununla birlikte, silinerek veya su ile yıkanarak kolaylıkla uzaklaştırılabilir.


VATERİT


Gerek suda az miktarda bulunması, gerek yüksek sıcaklıklarda çökelmesi ve yumuşak bir kireç oluşturması sebebiyle herhangi bir soruna sebep olmayan bir kristaldir.


 

Kalsit, kalsiyum karbonatın doğada ve suda en bol bulunan bir kristalidir.


Sertliği 3 Mohs ve

yoğunluğu 2,71 g/cm3 olan kalsit, doğada renksiz (saydam) olarak bulunduğu gibi, beyaz, rustik yeşil, sarı veya mavi renklerde de bulunmaktadır.



 

Aragonit; gerek doğada, gerek suda kalsitten sonra en bol olarak bulunan kalsiyum karbonat kristalidir.


Sertliği 3-4 Mohs, yoğunluğu ise 2,95 g/cm3 olan aragonit, doğada beyaz renkte bulunduğu gibi, kırmızı, sarı, turuncu, yeşil, mavi, kahverengi vb. renklerde de bulunmaktadır.


www.ltf.com.tr


 

Manyetik kireç önleyici cihazlar, sabit mıknatıslardan oluşur ve manyetik alan oluşturarak çalışır.


Oluşan manyetik alanın büyüklüğü mıknatısların özelliklerine, sayılarına ve cihaz içerisindeki konumlarına göre değişir.


Manyetik kireç önleyici cihazların etkin ve verimli bir şekilde çalışabilmesi için; mıknatısların özelliklerinin ve sayılarının suyun debisi ve ihtiva ettiği kireç miktarı ile orantılı olması gerekir.


Ayrıca, suyun elektriksel iletkenliği de uygun büyüklükte olmalıdır.

 


Manyetik kireç önleyici cihazlarda kullanılan sabit mıknatıslar alaşım türlerine, özelliklerine ve tasarımlarına bağlı olarak farklı kuvvetlerde manyetik alanlar oluştururlar.


Manyetik alan, sularda mevcut olan kalsiyum karbonatın kristal yapısını, suların yüzey gerilimlerini ve minerallerin ise yüzey yüklerini değiştirir, aynı zamanda kristal gelişimini de azaltır.


Manyetik kireç önleyici cihazlarda mıknatısların oluşturdukları manyetik alanın etkisiyle kalsit kristalleri büyük oranda aragonit kristallerine dönüşür.


Kristal yapı değişimi sonucu, suda çözünmüş olarak bulunan kalsiyum veya magnezyum karbonatın, çökelmesi durumunda kabuk şeklinde sert bir kireç tabakası yerine, 

küçük tanecikler şeklinde yumuşak bir kireç oluşturması sağlanır. Manyetik alan ayrıca kristal taneciklerinin aşırı büyümesini de önler.


Manyetik kireç önleyici cihazlardaki mıknatısların oluşturdukları manyetik etki, meydana gelen manyetik kuvvetin büyüklüğü ve suyun elektriksel iletkenliğine bağlı 

olarak suyun hareketi ile bütün tesisat boyunca taşınır.


Manyetik etkinin su içerisindeki mineraller tarafından taşınması sebebiyle tesisatlarda daha önce oluşmuş kireç tabakaları da kristal yapı değişikliğine uğrayarak 

çözülür ve kirecin oluşum süresine ve oluşmuş kirecin sertliğine bağlı olarak mevcut kireç tabakası zamanla azalır.


Manyetik kireç önleyici cihazlar, minerallerin yüzey yüklerini ve suyun yüzey aktifliğini değiştirir. Bu değişiklikler sonucu, suyun korozyon oluşturma potansiyeli 

düşer ve tesisatlarda korozyona karşı da koruma sağlanır.


Manyetik kireç önleyici cihazlar, tesisatlarda ve cihazlarda kireç oluşumunu önleme, oluşan kireci çözme ve korozyonu önleme işlevlerini, herhangi bir bakım ve 

onarıma gerek kalmaksızın ve işletme giderlerine ihtiyaç duyulmaksızın yerine getirirler.

 



www.ltf.com.tr 9

 

Genel Bilgiler

TESİSAT VE CİHAZLARDA

KİREÇ OLUŞUMUNA ETKİ EDEN ETKENLER


Tesisat ve cihazlarda kireç oluşumu, birçok etkene bağlı olup bu etkenler, sudaki kalsiyum veya magnezyum bikarbonatların miktarı, 

suyun sıcaklığı ve pH değeri ile suda çözünmüş olan minerallerin miktarlarıdır.


Tesisat ve cihazlarda kireç oluşumu, öncelikle sudaki kalsiyum veya magnezyum bikarbonat miktarlarına bağlıdır. 

Bikarbonat miktarı fazla ise tesisatlarda kireç tabakası oluşumu ihtimali de o kadar yüksektir.


Sıcaklık, karbondioksitin uzaklaşarak bikarbonatların karbonata dönüşmesine sebep olduğu için tesisat veya cihazlarda kireç oluşumunu artırıcı etkenlerin başında gelir.


Tesisat ve cihazlarda kireç oluşumu, bikarbonatların miktarına bağlı olduğu kadar, aynı zamanda suyun pH'sına, 

yani suyun asidik veya bazik özellik göstermesine ve suda çözünmüş olan toplam katı maddelerin (minerallerin) miktarına bağlı olarak da değişir.


Suyun pH değerinin yüksek olması (bazik özellik göstermesi) kireç tabakası oluşumunu artırırken pH değerinin düşük olması 

(asidik özellik göstermesi) kireç tabakası oluşumunu azaltır. Buna karşın, korozyon oluşumu ihtimalini ise artırır.


 

Suda çözünmüş olan toplam katı maddelerin miktarı, sudaki bikarbonatların çökelerek kireç

tabakası oluşturma ihtimalini artırıcı etkide bulunur. Aynı şekilde, sülfatlar ve silikatlar ile klor da kireç oluşumunu artırıcı etki gösterir.


Genelde sıcaklık arttıkça kireç oluşumu artmakla birlikte, söz konusu etkenlerin olumsuz olması durumunda, düşük kireçli sularda düşük 

sıcaklıklarda bile meydana gelmesi gerekenden daha fazla kireç oluşabilir. Aynı şekilde, söz konusu etkenlerin olumlu olması durumunda da yüksek kireçli sularda yüksek

sıcaklıklarda bile meydana gelmesi gerekenden daha az kireç oluşabilir.


Şurası unutulmamalıdır ki tesisat ve cihazlarda kireç oluşumu sudaki kireç miktarına bağlı olduğu kadar, mevcut şartlara da bağlı bir olaydır.



10

 


Sıcaklığın yükselmesi, karbondioksitin sudan uzaklaşmasına sebep olur.


Sıcaklığın artması ile karbondioksitin uzaklaşması sonucunda kalsiyum vemagnezyumbikarbonatlar, kalsiyum vemagnezyum karbonatlara dönüşür.

Ca(HCO3)2  CaCO3 + CO2 + H2O




Su, asidik veya bazik özellik gösteren bir bileşik değildir, pH değeri 7'dir.


İhtiva ettiği mineraller sebebiyle su bazik özelliğe sahipse, yani pH değeri 7'den yüksek ise, kireç oluşumu artar.


Tersine, su asidik özelliğe sahipse, yani pH değeri 7'den düşük ise,

kireç oluşumu azalır.




Mevcut verilerden yararlanılarak herhangi bir analiz yapılmadan suyun kireç ve korozyon oluşturma potansiyelinin hesaplanması

kireci ve korozyonu önlemek için alınacak tedbirleri öngörmek açısından oldukça yararlıdır.


Langelier Doygunluk Endeksi ve Ryznar Kararlılık Endeksi, pH, sıcaklık, sertlik, toplam çözünmüş madde miktarı vb. 

gibi değişkenlerin değerlerine bağlı olarak suyun hangi şartlarda kireç ve korozyon oluşumuna sebep olacağını ortaya koyar

 


SUYUN KİREÇ VE KOROZYON OLUŞTURMA POTANSİYELİNİN HESAPLANMASI


Suyun tesisat ve cihazlarda oluşturabileceği kireç ve korozyon seviyeleri, bilim adamları tarafından bu amaca yönelik olarak geliştirilen endeksler yardımıyla önceden tahmin edilebilir.


Suların oluşturabileceği kireç ve korozyon seviyeleri hakkında bilgiler veren ilk endeks, 1936 yılında Wilfred F. Langelier tarafından geliştirilen Langelier Doygunluk Endeksidir.


Langelier Doygunluk Endeksi, -2,0 ile 2,0 arasında değerlere sahiptir. Değerlerin negatif olması suyun korozyon oluşumuna pozitif olması ise kireç oluşumuna neden olacağını gösterir.


Langelier Endeksi Suyun

Kireç veya Korozyon Oluşturma Durumu

-2,0 < -0,5 İleri derecede korozyon oluşumu

-0,5 < 0,0 Hafif korozyon oluşumu, kireç oluşumu yok

0,0 Korozyon ve kireç oluşumu yok

0,0 < 0,5 Korozyon oluşumu yok, hafif kireç oluşumu

0,5 < 2,0 Korozyon oluşumu yok, yüksek kireç oluşumu

Suların oluşturabileceği kireç ve korozyon seviyeleri hakkında bilgiler veren bir başka endeks, 1945 yılında John W. Ryznar tarafından geliştirilen Ryznar Kararlılık Endeksidir.


Ryznar Endeksi, 4,0 ile 9,0 arasında değişmekte olup, 4,0 ileri derecede kireç oluşumunu, 9,0 ve üzerindeki değerler ise ileri derecede korozyon oluşumunu ifade eder.

 


Ryznar Endeksi Suyun

Kireç veya Korozyon Oluşturma Durumu

4,0 - 5,0 İleri derecede kireç oluşumu

5,0 - 6,0 Hafif kireç oluşumu

6,0 - 7,0 Çok az korozyon ve kireç oluşumu

7,0 - 7,5 Hafif korozyon oluşumu

7,5 - 9,0 İleri derecede korozyon oluşumu

> 9,0 Engellenemeyecek korozyon oluşumu



www.ltf.com.tr 11

 

Genel Bilgiler

SUDAKİ KİRECİN TESİSATLARDA VE SU KULLANILAN CİHAZLARDA SEBEP OLACAĞI SORUNLAR


Kireç ve mineral içeren suların insan sağlığı açısından herhangi bir zararı bulunmayıp, aksine yararları vardır. 

Bununla birlikte insan sağlığı açısından tehlike arz etmeyen kireç ve mineral içeren sular, tesisatlarda ve su kullanılan cihazlarda değişik sorunlara sebep olabilmektedir.


Kirecin tesisat ve su kullanılan cihazlarda sebep olacağı en önemli sorunlar, ısı aktarım yüzeylerinde kabuk oluşturarak ısı aktarımını, tesisatlarda birikerek su akışını engellemesidir.


Sudaki kirecin en önemli özelliği, ağırlıklı olarak, çökeldiğinde cidarlara yapışarak sert kabuklar oluşturan kalsit kristallerinden oluşmasıdır. 

Düşük oranlarda bile bulunsa sudaki kireç, şartlar olumsuz olduğunda çökelir ve kabuk oluşturur.


Tesisat ve cihazlarda kabuk oluşumunun en fazla meydana geldiği yerler, sıcak ısı aktarım yüzeyleridir. Bununla birlikte, düşük sıcaklığa sahip yüzeylerde de kireç kabuk oluşturabilir. 

İçme suyu hatlarında veya bina içi şebeke suyu hatlarında kireç meydana gelmesi bunun göstergesidir.


Kireç tabakasının ısı aktarımını engellemesi sonucu meydana gelecek verimlilik kaybı ve buna bağlı olarak kazan vb. gibi ısı üreten cihazlarda oluşacak yakıt kayıpları aşağıdaki çizelgede verilmiştir.




Sudaki kireçinsanlar için yararlı olmakla birlikte tesisatlar ve su kullanılan cihazlar için ciddi bir tehlikedir.


Zira kireç, tesisat ve cihazlarda kabuk oluşturarak ısı aktarımını engeller ve verim düşüşüne sebep olur.




Tesisat ve cihazlarda oluşan kireç tabakası kalınlığı arttıkça verim düşüşleri de giderek artar.


0,5 mm için % 4 civarında olan verimlilikteki kayıplar 19 mm kireç kalınlığında

% 90 gibi devasa bir boyuta ulaşabilir.

12 www.ltf.com.tr

 

Genel Bilgiler


SUDAKİ KİRECİN TESİSATLARDA VE

SU KULLANILAN CİHAZLARDA SEBEP OLACAĞI SORUNLAR


Söz konusu kireç tabakası kalınlıkları ve verimlilik kayıpları, ısı üreten cihazlar üzerinde yapılan uzun süreli gözlemler ve elde edilen verilerle oluşturulmuştur.


Çizelgeden de görüldüğü gibi, ısı üreten cihazlarda % 4'lerden başlayan verimlilik kayıpları, % 90'lara kadar çıkabilmektedir. 

0,5 mm gibi düşük bir kireç tabakası oluşumunda bile ısı üreten sistemlerde meydana gelecek verimlilik kaybı % 4 olup, bu oran 

kullanılan her 100 birim yakıtın 4 biriminin kayıp olmasını, yani enerjisinden yararlanılamamasını ifade etmektir. 

Kireç tabakası kalınlığının 20 mm'ye ulaşması halinde, ısı üreten sistemlerde meydana gelecek verimlilik kaybı % 90 gibi bir hayli yüksek bir orana ulaşacaktır. 

Bu, kullanılan her 100 birim yakıtın sadece 10 biriminden yararlanılması, 90 biriminden yararlanılamaması demektir.


Enerjinin pahalı olduğu günümüzde, değil daha yüksek oranlar % 4'lük bir verimlilik düşüşü bile ciddi ekonomik kayıp demektir. 

Zira, söz konusu oranlar yakıt fiyatları ile çarpıldığında ilgili kurum, kuruluş ve işletmelerin ekonomik kayıpların boyutları ortaya çıkacaktır.

 Özellikle yüksek miktarlarda yakıt kullanılan yerlerde kireç sebebiyle oluşacak ekonomik kayıpların binlerce Lira ile ifade edilen boyutlara çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.


Kireç oluşumu, elektrikle ısı üreten cihazlarda ise ısıtıcı direnç arızalarına sebep olacaktır. Önce ısıtma verimlerinde düşüşlere sebep olan 

kireç tabakası kalınlaştıkça dirençlerin çalışamaz hale gelmesine neden olabilmektedir.


Isı üreten cihazlarda kireç sebebiyle oluşacak verim düşüşünün bir başka yönü ise aynı ısıyı elde etmek için daha fazla yakıt kullanılması 

gerekmesi sebebiyle çevre kirliliğinde artışa sebep olmasıdır. Bu açıdan, tesisat ve cihazlarda kireç oluşumunu önlemek için gerekli tedbirlerin 

alınmaması halinde ekonomik kayıplar yanında çevre kirliliğine sebep olunacaktır.


Tesisat ve cihazlarda kirecin sebep olacağı bir başka önemli sorun ise boruların kesit alanlarını daraltması ve hatta kesitleri dar olan tesisat 

elemanlarını tıkamasıdır. Boru kesit alanlarının daralması, bir taraftan su debisini düşürürken diğer taraftan da pompaların daha fazla enerji harcamasına neden olur.




Sudaki kireç

kazan vb. gibi ısı üreten veya

ısı değiştiriciler gibi ısı aktarımının gerçekleştirildiği cihazlarda

önemli boyutlarda verimlilik düşüşlerine sebep olduğu gibi aynı zamanda

çevrenin de daha fazla kirlenmesine neden olur.

 

Sudaki kireç

borularda ve tesisat elemanlarında birikerek

kesitlerinin giderek daralmasın, bunun sonucu olarak da

pompaların giderek artan oranlarda daha fazla enerji kullanmalarına da sebep olur.

Borularda ve tesisat elemanlarında kireç birikimi

zamanla boru ve tesisatları tıkayacak boyutlara ulaşabilir.

 



Unutmayın

sudaki kireç tesisatlar ile

su kullanılan bütün cihazlar için ciddi bir tehdittir.


Sudaki kireç miktarının düşük olması tesisat ve cihazlar için herhangi bir tehdit

oluşturmayacağı anlamına gelmez

 


 

MANYETİK KİREÇ

ÖNLEyici ÜRETİMLERİMİZİN BİLİMSEL TEMELLERİ

 



MANYETİK KİREÇ ÖNLEYİCİLERİN BİLİMSEL TEMELLERİ


Manyetik kireç önleme, 1900'lü yılların başlarından beri bilinen ve 1950'li yıllardan sonra ticarî uygulamaya geçen bir sistemdir. 

Manyetik alan; elektronların kendi eksenleri etrafında dönmeleri anlamına gelen spinlerinin, elektrik akımı veya manyetik alanın 

etkisiyle aynı yöne çevrilmesi sonucunda oluşan bir tür elektrik alanıdır.


Spinleri farklı iken dış ortamları etkilemeyen elektronlar, spinleri aynı olduğunda yüksek bir güç meydana getirerek dış ortamı etkilemeye başlarlar. 

Bu tür bir etkiye manyetik etki, manyetik etki gösteren maddelere de mıknatıs denilmektedir. Birçok madde mıknatıslardan ve manyetik alandan etkilenmez. 

Bu gibi maddelere diamanyetik maddeler denir. Bazı maddeler, özellikle de metaller manyetik alandan etkilenir ve kendileri de mıknatıslanarak birer mıknatıs hâline gelir. 

Bu gibi maddelere de paramanyetik maddeler denir.

Su, diamanyetik bir madde olup, manyetik alandan etkilenmez. Bununla birlikte su içerisindeki bileşikler ve elementler manyetik alandan etkilenir. 

Su içerisindeki kireç, manyetik alandan etkilenen bileşiklerden birisidir. Kireç, yani kalsiyum karbonat, manyetik alanın etkisiyle kristal yapı değişikliğine uğrar. 

Kristal yapı değişikliği ile kalsit kristalleri aragonit kristallerine dönüşür ve tesisat ve cihazlarda kireç tabakası oluşumu görülmez.


Manyetik alanın su içerisinde yer alan kireç üzerindeki söz konusu etkisinin keşfedilmesi ile 1950'li yıllardan itibaren manyetik kireç önleme cihazları üretilerek piyasaya verilmeye başlanmıştır.


Bilim adamları, geçmişten günümüze kadar manyetik alanın kireç oluşumunu önlemeye yönelik etkisini araştırmışlar ve dayandığı bilimsel temelleri ortaya koymaya çalışmışlardır. 

Bu bölümde, konu ile ilgili önemli bazı bilimsel çalışmalara yer verilmiştir.

 



Kireç oluşumunu önlemek amacıyla çok değişik yöntemler geliştirilmiş olup,

manyetik kireç önleme de bu yöntemlerden birisidir


Manyetik kireç önleme,

uzun yıllardan beri bilinen ve uygulanan bir yöntemdir.


Manyetik kireç önleme, manyetik alanın su içerisindeki kirecin kristal yapısını değiştirmesine dayanır.


Manyetik alanın bu özelliğinden yararlanmak üzere manyetik kireç önleyici cihazlar geliştirilmiştir.


Manyetik kireç önleyici cihazlar ile ilgili ilk ciddi bilimsel araştırmaları bir Alman  asıllı Amerikalı fizikçi olan

Klaus J. Kronenberg yapmıştır.


Klaus J. Kronnberg,

yaptığı araştırmalarda, manyetik alana maruz kalan suyun manyetik alan dışında da manyetik etkiyi muhafaza ettiğini ortaya koymuştur.


Kronenberg'den sonra da araştırmacılar manyetik alanın

su ve sudaki kireç üzerine etkilerini araştırmaya devam etmişler ve olayın bilimsel temellerini büyük ölçüde ortaya koymuşlardır. Bununla birlikte,

bu hususta aydınlatılması gereken birçok noktalar vardır.

 


www.ltf.com.tr 15

 

manyetik kireç önleyicilerin bilimsel temelleri





Yanda yer alan makalenin tamamı “IEEE Transactions on Magnetics” adlı süreli yayının

“Vol. Mag-21, No: 5 September 1985” sayısında yer almaktadır




Normal, yani manyetik alana tabi tutulmamış olan suda, kristal oluşumu için çekirdek oluşum merkezleri bulunmaz.


Bu sebeple, doygunluk sınırından sonra sudaki mineraller dendritik kristal yapıda çökelmeye başlar.


Bunun sonucu olarak,

çekirdek oluşumunun başladığı merkezlere sıkı sıkıya bağlı, kalın kristaller oluşur.




Bu araştırma kapsamında su, manyetik alana maruz bırakıldığında, suda ağırlıklı olarak bulunan kalsiyum karbonatın farklı kristal yapıları ortaya çıkmıştır.


Manyetik alana maruz bırakılan su, manyetik etkiyi muhafaza ederek mevcut kireci de çözmüştür



MANYETİK ALANIN HAREKET EDEN SUYAETKİSİNİN DENEYSEL OLARAK GÖSTERİLMESİ

Özet;

Bu araştırmada, manyetik alanın su üzerindeki gözlemlenebilir etkileri araştırılmıştır. Manyetik alana maruz bırakıldığında, suda mevcut minerallerin kristal yapıları, 

üzerinde çökeldiği malzemeye bağımlı olan dendritik yapıdan disk şeklindeki münferit kristallere dönüşmüştür. Üzerinde çökelinen malzemeye bağımlı kristallerinin azalma miktarı, 

manyetik alanın etkisinin nitel bir ölçüsü olarak kullanılabilir.


Bu sonuçlardan yola çıkılarak, manyetik alanın zaman dizisi ile su komplekslerinin iç titreşim frekansları arasındaki rezonansın bazı komplekslerin parçalanmasına yol açtığı kabul edilmiştir. 

Sudaki bu değişimin bir sonucu olarak, su ile sarılmış bulunan yabancı parçacıklar serbest kalmış ve disk şeklindeki kireç kristallerinin oluşumu için çekirdek oluşturmuşlardır.

 

500 ppm toplam çözünmüş

madde içeren ve manyetik alana maruz bırakılmamış 50 µL

şebeke suyu bir cam plaka üzerinde buharlaştırıldığında, 500 prizmatik kristalden oluşan bir halka oluşmuştur. Söz konusu halkada yer alan kristallerin çok azı dentritik yapıdadır.




Buna karşın,

manyetik alana maruz bırakılmış aynı miktar su cam plaka üzerinde buharlaştırıldığında dairesel disk şeklinde kristaller oluşmuştur.


Söz konusu kristaller

su damlasının çevresi boyunca değil, bütün hacmine dağılmış

bir şekilde oluşmuştur.

 






16 www.ltf.com.tr

 

manyetik kireç önleyicilerin

bilimseltemelleri




Yanda ilk sayfası verilen makalenin tamamına aşağıda yer alan internet adresinden ulaşılabilir.


ntur.lib.ntu.edu.tw/bitstream/ 246246/92190/1/51.pdf




Bu araştırma kapsamında, manyetik alanın

kristal gelişim hızları üzerine etkisi, kristal gelişiminin gerçekleştiği akışkan yatağa yerleştirilen düşük ve yüksek güçteki mıknatıslarla sabit bileşim tekniği kullanılarak araştırılmıştır.

 Kalsit kristalinin gelişim hızları değişik doygunluk, pH ve iyonik kuvvet

seviyelerinde ölçülmüştür




Manyetik alanda

kalsit kristalinin gelişim hızı düşmüş ve manyetik alanın kristal gelişim hızını düşürme oranının manyetik alan ne kadar büyük ise o kadar büyük olduğu görülmüştür.

Özellikle, düşük doygunluk,

pH ve iyonik kuvvet seviyelerinde bile kristal gelişim hızlarında

büyük düşüşler gözlenmiştir.



 


SABİT MIKNATISLARLA OLUŞTURULAN MANYETİK ALANIN CACO3'IN KRİSTAL YAPISI ÜZERİNE ETKİLERİ


Özet;

Bu çalışmada, manyetik alanın akışkan yatakta askıda tutulan kalsit kristalinin gelişimi üzerine etkileri, farklı manyetik güce sahip sabit mıknatıslar kullanılarak araştırılmıştır.

 Mıknatıslar, kristal gelişiminin gerçekleştiği akışkan yatağa yerleştirilmiştir. Kristal gelişme hızları, sabit bileşim yöntemi kullanılarak farklı doygunluk (?), pH ve iyonik kuvvet (I) seviyelerinde ölçülmüştür. 

Manyetik alanda kalsit kristalinin gelişme hızı, manyetik alan yok iken kalsit kristalinin gelişme hızından daha düşük olarak ölçülmüş olup, manyetik akı yoğunluğu ne kadar yüksek ise, 

kristal gelişmesi de daha düşük olarak gerçekleşmiştir.


Bu çalışmada ayrıca, manyetik alanının CaCO3'ın kristal yapısı üzerine etkileri de araştırılmıştır. Kristal yüzdesinin, manyetik alana maruz bırakılma süresine bağlı olduğu görülmüştür. 

Doygun çözeltinin 48 saat süreyle manyetik alana tâbi tutulmasından sonra pH'sının değiştirilmesi sonucu meydana gelen çökelek karışımının aragonit kristali ağırlıklı olduğu tespit edilmiştir.

 

Bağıl doygunluk seviyesi ?=0,5 iken, en güçlü mıknatıs kullanıldığında kalsit gelişim hızındaki düşüş, manyetik alanın büyüklüğü ile doğru orantılı olarak gerçekleşmiştir.


Mıknatısların, aşı kristalleri hariç, sadece çözeltiye manyetik alan uygulamak üzere kullanılması durumunda belirli bir süre manyetik alanın etkisi gözlemlenememiştir.




Manyetik alanın

kalsiyum karbonatın kristal yapısı üzerine etkisi dikkate alındığında, çözeltinin manyetik alana maruz bırakılması sonucunda oluşan çökeleğin büyük oranda aragonit kristallerinden meydana

geldiği görülmüştür.

 




www.ltf.com.tr 17

 

manyetik kireç önleyicilerin bilimsel temelleri





Yanda ilk sayfası verilen makalenin tamamına aşağıda yer alan internet adresinden ulaşılabilir.


ntur.lib.ntu.edu.tw/bitstream/ 246246/92190/1/51.pdf




Manyetik alanın

kalsit kristalinin gelişimini önleme etkisi,

düşük pH ve doygunluk oranlarında ve eşit olmayan

Ca+2 ve CO -2 aktifliklerinde, ticari bir kireç önleyici cihaz kullanılarak teyid edilmiştir.




Manyetik alanın sularda kireç oluşumunu önlemesini açıklamak üzere farklı mekanizmalar geliştirilmiştir.

Araştırmacılar,

manyetik alan varken ortamda çekirdek halindeki kristallerin sayısının arttığını bulmuşlardır.

Çekirdek oluşum hızının artması, boru çeperlerine yapışma yerine suda askıda kalan çok sayıda

küçük parçacıklar meydana gelmesine sebep olduğu için kireç oluşumunu düşürmektedir



 


SABİT BİLEŞİM ORTAMINDA MANYETİK ALANIN KALSİT KRİSTAL GELİŞİM HIZI ÜZERİNE ETKİLERİ


Özet;

Bu araştırmada sabit bileşim ortamında kalsit kristalinin gelişim hızı, manyetik alan oluşturularak ölçülmüştür. Diğer bileşenler sabit tutularak, 

manyetik alanın pH, bağıl doygunluk oranı (?), iyonik kuvvet (I), Ca+2/CO -2  iyonik aktiflik oranı (R) ve doğrusal akış hızı (v) gibi çözelti değişkenleri ile değişimi araştırılmıştır.


Bu araştırma sonucunda, manyetik alanın, düşük pH değerleri ve bağıl doygunluk oranlarında kalsit kristali gelişim hızını tamamen düşürdüğü görülmüştür. 

Aksine, yüksek pH değerleri ve bağıl doygunluk oranlarında kalsit kristali gelişim hızı artmıştır. Sürpriz olan ise, 1'e eşit olduğu durum hariç, 

manyetik alanın kalsiyum karbonat (CaCO3) gelişim hızı üzerindeki durdurucu etkisinin bütün iyon aktiflik oranlarında görülmesi olmuştur.


Bu çalışma sonucu elde edilen sonuçlar, manyetik kireç önleyici cihazların işlevlerini anlamada referans olarak kullanılabilir.

 

Belirli şartlarda kalsit gelişim hizi tamamen durmuştur.

Bununla birlikte manyetik alan; yüksek pH, doygunluk oranı ve eşit Ca+2 ve CO3-2 aktifliklerinde

sadece kalsitin kristal gelişim hızını düşürememekle kalmayıp

pH > 10 ve ? > 1,4'te

kalsit kristali gelişim hızının yükselmesine sebep olmuştur.




Çözeltinin iyonik kuvvetinin ve doğrusal hızının manyetik etki üzerinde

olumsuz etkisi olmadığı görülmüştür.

Bu çalıma kapsamında her iki değişkenin değişik değerlerinde manyetik alan

kalsit gelişim hızını düşürmüştür.

 




18 www.ltf.com.tr

 

manyetik kireç önleyicilerin

bilimseltemelleri




Yanda ilk sayfası verilen makalenin tamamına aşağıda yer alan

internet adresinden ulaşılabilir.


energy.bjut.edu.cn

/client.../..%5Cclient_c%5 Clunwen%5C2005_51.pdf



Bu çalışma kapsamında, kireç oluşumunu

kontrol eden mekanizmaları ortaya koymak

amacıyla kalsiyum karbonatın tesisat yüzeylerinde birikimi ile ilgili denetler gerçekleştirilmiştir.


Sonuçlar, birikim hızını farklı iyon derişimlerinde farklı mekanizmaların

kontrol ettiğini göstermektedir.



Düşük iyon derişimlerinde birikim hızını kimyasal tepkimelerin kontrol ettiği görülmüştür.


Kireç oluşum şekli,

akış hızı ve yığın sıcaklığının birikim hızı  üzerine herhangi bir etkisinin olmadığını göstermektedir.


 

DOYGUNLUK SICAKLIĞININ ALTINDA KAYNAMA ŞARTLARINDA KALSİYUM KARBONATIN KİREÇTAŞI OLUŞTURMA MEKANİZMASI


Özet;

Sanayi tesislerinde ısı aktarım yüzeylerinde sık görülen kabuk (kireç) oluşumlarının genellikle 

çözünürlüğü sıcaklıkla azalan kalsiyum karbonattan oluştuğu görülmektedir.


Bu araştırmada, kabuk oluşumu kontrol mekanizmaları ve oluşan kabuğun kristal yapısı incelenmiş ve farklı sıcaklıklarında, 

akış hızlarında ve iyon derişimlerinde deneyler gerçekleştirilmiş ve kabuk oluşturma hızının deney parametrelerinin değer 

aralığında iyon derişimine bağlı olarak, farlı mekanizmalar tarafından kontrol edildiği görülmüştür. Yüksek iyon derişimlerinde 

kabuk oluşturma hızı, sıcaklığa bağlı olarak doğrusal bir şekilde artmakta ve akım hızının kabuk oluşturma hızına etkisi 

oldukça fazla olduğundan, kütle aktarımının kabuk (kireçtaşı) oluşturma işlemini kontrol ettiği düşünülmektedir. 

Düşük iyon derişimlerinde ise, kabuk oluşturma hızı, yüzey sıcaklığına bağlı olarak üssel bir şekilde artmakta 

ve iki tip kalsiyum karbonat kristali (kalsit ve aragonit) oluşmaktadır.


Sıcaklık ve iyon derişimi ne kadar düşük ise kabuk oluşum süresi o kadar uzamakta ve çökelen kireçtaşı miktarı o kadar artmaktadır.

 



Aksine,

yüksek iyon derişimlerinde birikim hızı, yüzey sıcaklığı ile doğrusal olarak artmış ve akış

hızının birikim hızı üzerine etkisinin yüksek olduğu görülmüştür.


Bu durum, birikim hızının kütle yayınımı tarafından

kontrol edildiğini göstermektedir.



Yapısal analiz sonuçları, birikimin başlangıcında ve ileri aşamalarında kireç tabakasının

akış hızlarına bağlı olarak iki farklı kristalden

(kalsit ve aragonitten) oluştuğunu göstermektedir.

 




www.ltf.com.tr 19

 

manyetik kireç önleyicilerin bilimsel temelleri





Yanda ilk sayfası verilen makalenin tamamına aşağıda yer alan

internet adresinden ulaşılabilir. www.springerlink.com/content/ w557713h21542321/fulltext.pdf



Manyetik alana maruz bırakılmayan suda oluşan toplam CaCO3  çökelek miktarının, pH ne olursa olsun akış hızına sıkı sıkıya bağımlı olmadığı görülmektedir. 

Manyetik alana maruz bırakılan suda ise toplam CaCO3 çökelek miktarı artış göstermiştir.

Ayrıca bu artış akış hızı artışı ile paralellik göstermektedir.

Bu sonuçlar, manyetik alanın CaCO3'ın sudaki çözünürlüğünü artırdığını ortaya koymaktadır.



Birikim hızı, birikimin yüzey tepkimeleri ile kontrol edildiği düşük iyon derişimlerinde yığın sıcaklığına bağlı değildir. 

Bir başka deyişle, yüksek yığın sıcaklıkları ve doygunluk seviyelerinde, yüzeyde çökelme yerine yığın içerisinde çökelme meydana geldiği 

ve bu şekilde oluşmuş olan taneciklerin daha sonra taşınarak yüzeyde birikim oluşturdukları söylenebilir. Bu nedenle, 

birikim hızının yığın sıcaklığıyla artmasına sebep olan eş zamanlı etkiler

ortaya çıkabilir.


 

MANYETİK ALANIN KALSİYUM KARBONATIN ÇÖKELMESİ ÜZERİNE ETKİSİ


Özet;

Bu araştırma kapsamında, karşılıklı olarak yerleştirilmiş kuzey ve güney kutuplu sabit iki mıknatısın oluşturduğu manyetik 

alanın kalsiyum karbonat çökeleğinin tipi üzerine etkisi ve çözünürlük, kalsiyum karbonatın sudaki farklı derişimlerinde, pH değerlerinde ve akış hızlarında araştırılmıştır.


Manyetik alana maruz bırakılan su daha sonra CO2 giderilerek kireçtaşı oluşturma deneyine tâbi tutulmuştur.


Deneylerde, manyetik alanın, pH, akış hızı ve maruz bırakılma süresine bağlı olarak çökelek miktarını artırdığı ve homojen bir çekirdek oluşumuna sebep olduğu bulunmuştur.

 



Manyetik alanın çekirdek oluşum şekline etkisini teyit etmek amacıyla kalsiyum karbonatın sudaki farklı derişimlerinde deneyler tekrarlanmıştır. 

Manyetik alana maruz bırakıldıktan sonra çözeltide homojen olarak çökelen kalsiyum karbonat miktarının bütün akış hızlarında arttığı görülmektedir.



Manyetik alana maruz bırakma süresinin kalsiyum karbonat çökelmesine etkisini ortaya koymak için cihazda kutuplar arasında kalan boru boyu iki katına çıkartılmıştır. 

Bu durumda homojen çökelek oluşumu artmıştır

 







20 www.ltf.com.tr

 



Yanda ilk sayfası verilen makalenin tamamına aşağıda yer alan internet adresinden erişilebilir.


ecogen.ie/PDFs/ Kobe%20Drazic%20Cefalas

%20Sarantopoulou

%20Strazisar.pdf



Deneylerde,

manyetik alana maruz bırakılan sert su suda kalsiyum karbonat kristallerinin oluşması ve çökelmesinin

büyük ölçüde

uygulanan manyetik alana bağlı olduğu doğrulanmıştır.



Suda başlangıçta % 90,2

oranında bulunan kalsit miktarının 400 mT'lık bir manyetik alana maruz bırakıldığında % 80,0'a,

1.220 mT'lık bir manyetik alana maruz bırakıldığında ise

% 28,8'e gerilediği tespit edilmiştir.


Başlangıçta % 9,6 oranında bulunan aragonit miktarının

ise, 400 mT'lık bir manyetik alanda

% 10,4'e, 1.220 mT'lık bir manyetik alanda ise % 70,6'ya yükseldiği tayin edilmiştir.


 

MANYETİK ALANDA KALSİYUM KARBONATIN ÇEKİRDEK OLUŞUMU VE KRİSTALLENMESİ


Özet;

Kalsiyum karbonat oluşumu, sadece doğada meydana gelen iyonik bir tepkime olmayıp, günlük hayatta ve endüstriyel süreçlerde de sık karşılaşılan bir tepkimedir. Tepkimenin basitliğine karşın oluşan bileşiğin özellikleri oldukça değişiktir.


Manyetik alanın kalsiyum karbonatın çökelmesi üzerine etkileri uzun süreden beri bilinmesine ve bu etkiyi anlamaya yönelik bir hayli araştırma yapılmış olmasına rağmen bilim adamları kireç oluşum mekanizması konusunda tam olarak anlaşmış değillerdir.


Bu araştırma, manyetik alanın düşük derişimlerde suda çökelen kalsiyum karbonat kristallerinin sistematik olarak incelemesine yöneliktir.


Deneylerde manyetik alanın gücü ve suyun debisi artırıldığında kalsit ve aragonit oranının

Usa. teknoloji
Orjinal Manyetik Kireç Önleyici cihazımızın içerisinden su geçmesi ile doğal olarak bir manyetik alan oluşmaktadır. Bu manyetik alandan geçen ve kireç oluşturan çözünmüş ve askıdaki mineraller, yoğun bir manyetik alana maruz kaldıklarından bazı fiziksel değişikliklere uğrarlar. Manyetik Kireç Önleyici; Partikül yükü, Partikül büyüklüğü, Kristal yapı, Çözünürlük vb. gibi kireç özelliklerinin manyetik alan etkisiyle değişmesine neden olur.

Yorum Yap

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi

%100 Güvenli Alışveriş

256 bit EV SSL Sertifikası

Servis Garantisi

Kurulumunu ekbimiz tarafından gerçekleştiriyoruz.

Ücretsiz Kargo

Türkiye'nin her yerine ücretsiz kargo

  • Görüntüleme: 1076
  • Marka: COOLPEX
  • Ürün Kodu: Manyetik Kireç Önleyici 2 inç
  • Stok Durumu: Stokta var
0Kez Satıldı
  • 4.000,00TL

Etiketler: akua, manyetik, manyetik kireç önleyici, manyetik tutucu, akua manyetik kireç önleyici, kireç önleyici

Akua Manyetik Kireç Önleyici 3/4 BÇalışma Prensibi Nedir?Manyetik Kireç Önleyici cihazımızın içerisi..
500,00TL
​Akua Manyetik Kireç Önleyici 3/4 BÇalışma Prensibi Nedir? Manyetik Kireç Önleyici cihazımızın ..
300,00TL
Akua Manyetik Kireç Önleyici 3/4 Y Ölçüleri : 50x5cm Çalışma Prensibi Nedir? Manyetik Kir..
1.900,00TL 1.500,00TL
Devamı...AKDENİZ BÖLGESİBURDUR Burdur Kadın Doğum Hastanesi Özel Lider HastanesiSagalasos Nakli..
0,00TL
Çalışma Prensibi Nedir? Manyetik Kireç Önleyici cihazımızın içerisinden su geçmesi ile doğal olar..
250,00TL
Bağlantı 1/2 Serlik 30FR ya kadarÇalışma Prensibi Nedir? Manyetik Kireç Önleyici cihazımızın iç..
250,00TL 120,00TL
​LTF Store Arıtmalı Su SebiliŞık dizaynlı su sebiliSıcak, soğuk ve ortam sıcaklığında direkt su alma..
2.300,00TL 2.200,00TL
İsteğe bağlı 4-5 kademe Su ArıtmaŞebeke bağlantılı şamandıralı sistemlerdir. İç hazne ve dış yü..
6.000,00TL 5.000,00TL
KLORDİOKSİT 25'Lİ PAKET (1 PAKET 20GR'DIR)Klordioksit Nedir?Klordioksit klor değildir, özel uygulama..
375,00TL 225,00TL